1. Plays: 8

    [Flash 9 is required to listen to audio.]

    Askerliğin son birkaç gününden beri her iki dizimde de problemler belirdi. Çömelip kalkmak olsun, oturup kalkmak olsun, bacağı alta alıp oturmak, bağdaş kurmak…Bunların hiçbirini yapamaz oldum yaptığımda ise yani dizleri belli oranda kırdığımda büyük bi acıyla karşılaşıyordum. Hatta bir seferinde ani bir eğilme hareketimde acıyla yığıldım kaldım diyebilirim.

    Buraya döndükten sonra her iki dizde de ağrılar devam etti aynı zamanda artış gösterdi.Doktora gittim. Kendisi cerrahi müdaheleye gerek olmadığını ama menisküslerde yırtık olabileceğini ve dizlerde şişme sıvı birikmesinin olmamasının sevindirici olduğunu söyledi. Ama adının konabilmesi için de “mr” şart dedi.

    Bu arada dizlerdeki sıkıntının belirmesine sebep verebilecek herhangi bir düşme, ters hareket vb… bir şey yapmadım kesinlikle. 

    Bu süreçte ben kara kara düşünürken ki özellikle doktor bisiklete binmemi yasaklamışken, dün gece arkadaşımın erkek arkadaşıyla tanıştım tamamen tesadüfi biçimde. Kalabalık bi ortamda yaklaşık 25 kişi otururken ben sıkıntımı arkadaşıma anlatıyordum ki kendisi de misafir olmuş. Sıkıntımı sordu. Oturduk konuştuk.

    Sadede geldi bir süre sonra, ben de sadede geliyorum. 

    Bak dedi güzel kardeşim. Dizlerde sıkıntı dedi “ruhsal” olarak kendi hayatında bir takım gerçekleri kabul edemediğin, kabullenemediğin ve kucaklayamadığın zamanlarda olur dedi. Vücudun sana uyarı vermeye çalışıyor ve bu konuda seni bu problemi çözmeni bekliyor dedi.

    Vücudun sağ kısmı dişil yani dişi bir varlıkla ilgili sorunları temsil eder, vücudun sol kısmı ise eril yani bir erkekle ilgili çözüm bulamayan sıkıntı ve sorunları temsil eder dedi.

    Kısacası bir adet dişi bir adet de erkek bireyle alakalı olarak kabullenemediğin bir gerçek var dedi. Bunları kabullendiğin ya da problemi çözüme kavuşturduğun anda dizlerindeki sıkıntı geçecek buna şüphen olmasın diye de ekledi.

    Evet, gerçekten de hayatımda hala kabullenemediğim bir gerçek var. Bu gerçek de annem ve babamla alakalı… Beni hiç tanımayan adımı bile bilmeyen birinin üstü kapalı olarak sorunuma çat diye işaret etmesi beni benden aldı dün gece. Bazen çok bilimsel kafada olsam da böyle şeyleri görmezden gelemiyorum. Beden ve ruh arasındaki ilişki ve beraberinde getirdiği enerjisel bağlar…Varoluş gizemi…

    Aslında dün gece daha neler konuşuldu ama bu kadarı yeterli işin özü için.

    Kendisinin bakış açısı ve anlattıkları bir kez daha ruhsal sıkıntılarımızın bedeni nasıl da yıprattığına dair güzel örneklerden biri oldu…

     
  2. 14:15 2nd Jun 2012

    Notes: 9818

    Reblogged from tumblrlanddeyim

    gözün içindeki protein parçaları.

    gözün içindeki protein parçaları.

    (Source: 10uhclock)

     
  3. Oliver Koletzki feat. Pyur - These Habits(Stil vor Talent)

     
  4. 21:50

    Notes: 14668

    Reblogged from mmaybe

    reality.

    reality.

     
  5. Maya döneminden kaldığı iddia edilen kristal kuru kafalarla alakalı belgesel falan izledim. O derece vahim durumdayım.

     
  6. 23:20 31st May 2012

    Notes: 6848

    Reblogged from birseylerpaylastim

    image: Download

    (Source: mostdopevans)

     
  7. Her şey yerli yerinde…

    Phaselis / Antalya 

     
  8. Plays: 103

    [Flash 9 is required to listen to audio.]

    Aslında hepimiz birer robotuz, sadece organik olma özelliği eklenen robotlar.

    Milyonlarca spermin yumurtayla buluşabilmek için yola çıktığı yarışta galip gelen, tek bir üreme hücresinin verdiği savaşın ta kendisiyiz.

    Amniyotik sıvı içerisinde geçirilen aylar boyunca dışarıdan gelen seslere bile tepki verebilmemiz ve bunları hafızaya ses kaydı olarak atabilmemiz, hatta doğduktan sonra hatırlayabilmemiz…

    Doğum sonrası gözlerimiz kapalı bir biçimde memenin yolunu mucizevi bir şekilde bulabilmemiz…

    Meme ucunun amniyotik sıvıyla eşdeğer bir kimyasal koku salgıladığını biliyor muydunuz peki? Bebek için aylarca güvenli bir ortam olarak algılanmış bu sıvı, doğum sonrasında da kendini güvende hissettiren meme ucuna yöneltiyor bizleri. Tamamen her hareketimiz zihinlerimizde kodlanmış biçimde.

    Peki ya diğer kimyasal ya da hormonlarda farklı mı işliyor? Tabii ki hayır. Beynin nesiller boyu aktarılan kodlamalarında her şey gayet açık. Herhangi bir acı ya da darbeyle karşılaştığımızda “endorfin” salgılanıp vücudumuzun uyuşturulması. Ya da aşık olduğumuzda beynin verdiği sinyaller sonucu “oksitosin” salgılanması. Mutluluğumuz tetiklendiğinde “serotonin” in devreye girmesi…Bunun gibi bir çok örnek verilebilir. Ve bunların hepsini beynimiz genlerden gelen programlamaya göre inanılmaz bir disiplinle gerçekleştiriyor. Bir bilgisayar yazılımından hiçbir farkı yok. Ve vücut kendi hücreler arasında anlaşmak için bile çeşitli salgı ve hormonları sinyal olarak kullanıyor. Hepsinin verdiği sinyal birbirinden farklı oluyor.

    Peki Y kromozomunun nesiller boyu ailenin bütün erkeklerinde aynı şifreleri barındırması? Yani binlerce yıl önceki erkek ata ile şimdiki erkeğin kodlamalarında aynı mirasın bulunuyor olması? Aynı şekilde mitokondrial DNA’nın da ailenin tüm kadınlarında aynı kodu barındırıyor olması? 

    En başından beri aynı mirası olimpiyat meşalesi gibi bir sonrakine aktarıyor oluşumuz?

    En başından beri her şeyin sistemli biçimde ayarlanmış olması?

    Acı duyduğumuzda vereceğimiz tepki, üzüldüğümüzde ya da sevindiğimizde vereceğimiz tepki beyinlerimize tanımlatılmış olandan ne kadar farklı olabilir ki?

    Ya da aşık olduğumuzda? Bize işlenen kodlamanın dışına çıkabiliyor muyuz? Tüm bunlara vereceğimiz tepkiler az çok belli.

    Bana hiç görmediğiniz bir renk tanımlayabilir misiniz? Yeni bir renk üretebilir misiniz?

    Hiç duymadığınız bir sesi gırtlağınızdan çıkartıp taklit edebilir misiniz?

    Hayır yapamazsınız. Üretebileceğiniz her yeni sandığınız şey hali hazırda zaten beyinlerin tanımlayabildiği derecede var. MS-DOS ortamını zamanında kullanmış olanlar az çok bilir. Bilgisayarınıza tanımlamadığınız hiç öğretmediğiniz bir komut girmeye çalıştığınızda verdiği cevap açıktır: UNKNOWN COMMAND

    Maddesel ortamda yapabileceklerimiz, yazılımcımızın beynimize tanımladığı komutlarla sınırlı maalesef. 

    Çünkü hepimiz birer robotuz…

    Organik robotlarla dolu bir dünya…

     
  9. 18:55 28th May 2012

    Notes: 1

    ne kafalar ne kafalar.

     
  10. 15:47 27th May 2012

    Notes: 84

    Reblogged from missyfinn

    image: Download

    (Source: thisdoesnotsuck)

     
  11. 15:41

    Notes: 2359

    Reblogged from dystopiabella

     
  12. 19:21 25th May 2012

    Notes: 4

    What you do in this life, echoes in the universe. Every piece of memory, each experience you lived through is being saved in a part of brain called “prefrontal cortex”. There is no past, there is no future. You live in this very moment. You live in your own memories. Therefore; without “prefrontal cortex”, you do not exist.

     
  13. 14:58

    Notes: 6

    the legend ends, july 20

    the legend ends, july 20

     
  14. Agent Smith: Why, Mr. Anderson? Why do you do it? Why get up? Why keep fighting? Do you believe you’re fighting for something? For more than your survival? Can you tell me what it is? Do you even know? Is it freedom? Or truth? Perhaps peace? Yes? No? Could it be for love? Illusions, Mr. Anderson. Vagaries of perception. The temporary constructs of a feeble human intellect trying desperately to justify an existence that is without meaning or purpose. And all of them as artificial as the Matrix itself, although only a human mind could invent something as insipid as love. You must be able to see it, Mr. Anderson. You must know it by now. You can’t win. It’s pointless to keep fighting. Why, Mr. Anderson? Why? Why do you persist? 

    Neo: Because I choose to. 

     
  15. without purpose, we are nothing.

    Agent Smith: But, as you well know, appearances can be deceiving, which brings me back to the reason why we’re here. We’re not here because we’re free. We’re here because we’re not free. There is no escaping reason; no denying purpose. Because as we both know, without purpose, we would not exist. 

    Agent Smith Clone 1: It is purpose that created us. 
    Agent Smith Clone 2: Purpose that connects us. 
    Agent Smith Clone 3: Purpose that pulls us. 
    Agent Smith Clone 4: That guides us. 
    Agent Smith Clone 5: That drives us. 
    Agent Smith Clone 6: It is purpose that defines us. 
    Agent Smith Clone 7: Purpose that binds us. 
    Agent Smith: We are here because of you, Mr Anderson. We’re here to take from you what you tried to take from us. 

    Agent Smith: Purpose.